25/4/2006 - Bülent Şeren / 26 nisan 1979!
Bülent Şeren /26 nisan 1979?
26 nisan 2006 Hesap Dökümü!
Nisan ayının son günleriydi... Güzel de gidiyordu havalar... Ama yolunda gitmeyen yaşamlar vardı, hüzün dolu, çaresizlik dolu... Paylaşılır görünse de dışardan, asla dokunulmamış yaralar vardı içerlerde bir yerlerde besbelli... Kimse de bilmeden , görmeden “vakit geldi” dedin...
Ve de gittin!
Eee gittin de ne oldu! Senin senden parçalarını terk ederek gittin de sanki huzurlara mı erdin? Hiç sanmıyorum... Sen gittin ama ardında bıraktıklarını didiklediler durdular... Ne istediler anlamadım.. Hani mal mülk para pul da yok ki ... “yontalım şunları “dediler...
Arkandan bilmeden, sormadan, dinlemeden yazdılar çizdiler yıllarca... Akıllarına esti, canları sıkıldı. Başka yaşamlarla oynamak kolay geldi bazılarına... Ee sende de hata yok değil hani! Bu densiz dangalaklara zamanında çok yüz verdin... Onlar da bunun hakkını fazlası ile verdiler(!) Daha seni ebedi yatağına yatırmadan GC’ de bizi görüşmeye davet ettiler... Hani seni önce Nuruosmaniye Camisine götürmüştük, ardından da Cemiyet’in önünde nutuk çekme aşamaları vardı ya! İşte tam nutuk öncesi yukarı çağırıldık... taziyelerini bildirdiler büyük adamlar, küçüklere... Ardından bir kağıt parçası tutuşturdular elime arada derede... Hiç havamda değildim o günJ) İncelemeden ceketimin cebine attım kağıdı... Günler sonra baktığımda ne göreyim... Senin aidat borcun varmış... Onu tahsil etmişler... Veren de Bülent Şeren! Sen gideli iki gün sonrasına tarih atmışlar... Yahu orada para pul da varmış demek! Bankamatikle mi hallettin? Bunu da asrın sırrı olarak (artık sır olmaktan çıktı) sen keşfettirdinJ
Hele bir tanesi var ki! Adam(!) şöyle yazmış aynen: “şakakta birkaç kurşun”... Pes ... Hani savcı olsam ihbar kabul edip mezarı açtırırdım. Gerçi ben otopsi raporlarını okudum da... Ulusal bir gazetede aklı başında diye köşe verilmiş bi adamcık(!) böyle yazarsa, insanlar da bunu okursa neler düşünürler acaba?
Senin “arkadaş” diye andıklarını biz hiç görmedik senden sonra biliyor musun! Meğer “arkam boş” dermişsin de biz onu “arkadaş” diye anlarmışız!
Gördüklerimizi de keşke görmez olsaydım dedim ben kendi adıma! Bir çoğu da o diyarlara kendilerine ait bölümlere gittiler duyumlarıma göre... Ama çetelesini tutmuyorum; daha ne kadar kaldı bilemem! Aaa bak bi ara miras bile çıktı sana! Hem de ne miras! Sağlığında seni ayakta uyutmuşlar haberin yokmuş! Eee ırsî bir durum herhalde... Sana uyguladıkları uyutma formüllerini bize de uyguladılar... Gayette başarılı sonuçlar elde ettiler kendilerince(!)
Bilirsin beni; meteliğe boyun eğmem... Amma para için insanlar öyle iğrenç tuzaklar kuruyorlar, öyle planlar yapıyorlar ki! İnan Bizans İmparatorluğu böyle entrika görmemiştir.
En ağırı da babana yani büyükbabama yapılan!
Yıllar sonra gerçeklerle daha yakın daha akıl başımda karşılaşınca sana fazlası ile hak verdim. Nasıl da hançerliymiş sırtın da gıkın çıkmıyormuş!
“Keşke” demek neyi geri getirebilir ki!
Sen geri gelebilir misin?
Ama ben bu günkü aklımla en azından senden daha şanslı olduğumu düşünüyorum! Düşünmeyi sen öğretmiştin bana! Sabahlara kadar tartışırdık seninle elimize geçirdiğimiz konuları... Ben ısrarla konun sonuçlanması için uğraşır, yorulur sana da “çözüm bulalım” diye ısrar ederdim. Bana “yat, uyu, yarın devam edelim” derdin! Günlerce sürer giderdi bu konular... Çoğu konun da asla somut sonuçlara varamayacağını daha çok küçükken öğrettin bana! Öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum... Senin öğretilerin, gün geldi benim öğretilerim oldu... Ağaç gitti ama köklerden yeni fidanlar yeşerdi!
|